14 Haziran 2012 Perşembe
Heplikten Hiçliğe 2 Tam Bilet
bir çocuk doğur, şehirden kaçalım.
nemli ve ıslak burada bütün odalar,
henüz gelmemiş olanların ayak izleri var yerde.
duvarlar yazılmamış şiirlerle dolu,
doğmamış bebeklerin bile cümleleri rezerve.
sobanın üstünde tıslayan çaydanlık yok burada,
samimiyet yok.
kimse kendisini yaşamaya zorlamıyor.
öyle yabancılaşmış ki herkes birbirine
anne babalar bile senkronize horlamıyor.
çok ölesim var,
bir çocuk doğur, şehirden kaçalım.
ne bir pamuk şeker, ne bir bilye,
ne de yeşil taşlı romantik bir kolye.
varsa yoksa ölüm.
varsa yoksa baş ağrısı.
yoksa varsa eğer ruh, ben bi duble alırım
ama varsa yoksa böbrek taşlarımın doğum sancısı.
ne kadar da yuh sevgilim, ne kadar da yuh!
damarlarımda feribotlar yüzüyor bir bilsen.
ayak izlerim yok
gölgem yok.
oysa nasıl telaşlanırdım bir kadınla konuşurken eskiden.
çok sıkıldım,
bir çocuk doğur, şehirden kaçalım.
raylar önümüze serilsin, halı halı.
vagonları birbirine bağlayalım.
martılar yokluğumuza sussun.
kedilere tekme atan herkesi
menşei bilinmeyen kurşunlar vursun.
ve biz hep gidelim.
gidelim, gidelim, gidelim...
otobüsmüş gibi davranalım trene
ama namüsait bir yerde inelim.
bir su damlasının hafifliğinde toprağa karışalım.
ne de güzel burada gökyüzü!
bir annenin huzur dolu göğsü.
bir annenin huzur yüklü göğsü.
bir çocuk doğur, şehirden kaçalım.
saat bize tam vakti, başkalarına ise çok geçtir.
terli bir sırtı pamuklar tekstil
ve bütün atlar sürrealisttir saat ikiyi hiç geçe.
saat ikiyi hiç geçe,
iki metre hiç santim boyunda bir yelkovan
nihilist tavırlar sergilerken saat kulesinde,
boşluk kıvamında bir otobüs bize yaklaşıverir.
özkütlemiz sıfıra düşer.
tam da işte bu yüzden
sen bir çocuk doğur, şehirden kaçalım.
çok sıkıldım, çok sıkıldım, çok sıkıldım...
iyisi mi sen bir şehir doğur,
kendimize yeni bir dünya kuralım.
Raymond Dufayel
26 Mayıs 2012 Cumartesi
Sokak Vatandaşlığı
Ne bir eksiğim ne de bir fazla
Tükenmişliğimin yatağındayım çırılçıplak
Fahişeyim,
Ara sokaklarda bir çete üyesiyim
Uyuşturucu bağımlısı bir ayyaşım zaman zaman.
Bir evsizim veya bu gece.
Biraz da neşesiz.
Öyle girdaplı bir dalgınlık ki böylesi
Ölsem şuracıkta, ruhum duymaz şüphesiz
Kendimi zehirliyorum,
Sonra annemi
Sonra karşı cafede oturan güzel kadını
Hazır başlamışken hilali de zehirliyorum arada
Hep beraber kusuyoruz ağlamalarımızı.
Neyse şimdi kapatmam gerek,
Garsonlar bize bakıyorlar.
Birileri bakarken yazamıyorum
Bunu kesin biliyorlar...
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Hiçliğin ortak noktası
Saat 00:00
Bir sürü sıfır işte, hayatlarımız gibi.
Hiçliğin ortak noktasındayız.
Bir intihar mektubunun satır aralarında.
Sakat kalmış bir sokak köpeği gibi
tir tir titriyorum kaldırımlarda.
Kimse gelmiyor.
Kimse gelmiyor..
Kimse gelmiyor...
Bir tek ben seviyorum beni sanki,
tanrı bile sevmiyor.
Ve ben bazen kendimi hiç sevmiyorum.
Belki uyanmam diye uyuyorum sırf.
Bazı cümleleri "sırf" ile bitirecek kadar tükenmişim,
annem de farkında.
Herkes gidecek bir yerler buluyor
ama kimse gelmiyor.
Bir sürü sıfır işte, hayatlarımız gibi.
Hiçliğin ortak noktasındayız.
Bir intihar mektubunun satır aralarında.
Sakat kalmış bir sokak köpeği gibi
tir tir titriyorum kaldırımlarda.
Kimse gelmiyor.
Kimse gelmiyor..
Kimse gelmiyor...
Bir tek ben seviyorum beni sanki,
tanrı bile sevmiyor.
Ve ben bazen kendimi hiç sevmiyorum.
Belki uyanmam diye uyuyorum sırf.
Bazı cümleleri "sırf" ile bitirecek kadar tükenmişim,
annem de farkında.
Herkes gidecek bir yerler buluyor
ama kimse gelmiyor.
11 Mayıs 2012 Cuma
Bilinçaltımdan 15 saniyelik bir kesit

Aydınlatması iyi yapılmamış bir yolda gece vakti trafiğe çıkarsın hani, yola düşen elektrik direği gölgeleriyle çukurlar birbirlerine çok benzer ve hangisinin gölge hangisinin çukur olduğunu anlayamazsın ya... "Gölgedir lan" diyip kendimi frenlemediğim her karaltı çukur çıkıyor, tökezliyorum. Paldır küldürüm. Ayrıca pisim şu an, her yanım çamur kokuyor. Hani parasızlığı da attım bir kenara ama esas şey dicektim ben... Sigarası olan var mı? Varsa eğer yaksın ve içsin. Hayat sağlıklı yaşamak için çabalamaya değmeyecek kadar kısa. Bir gün yola atlarsınız aniden, dalgınsınızdır veya müzik dinliyorsunuzdur, arabanın teki gelip önce kafanıza çarpar 70 kilometrelik bir hızla, ardından sizi altına alır ve bacaklarınızın-kollarınızın üstünden geçer tonlarca ağırlığıyla. Plakası düşer arabanın.
Yol kenarında, son bir sigara yakacak dermanın kalırsa eğer ölüm de güzel şeydir...
6 Mayıs 2012 Pazar
Gerisini Ben Hallederim
"Sürünmek gibi...
Dokunurken bir tene parmak uçlarınla
ya da kokusunu solurken bir bedenin,
bir bedene mal olmuş o eşsiz güzelliğin.
Kırmızı atların döndüğü bir atlıkarıncada sevinen çocuksa yalnızlık
ya da koca bir ormanın ortasında bir başına,
ya da,
ya da elleri yüzüne kavuşan bir adam şiir yazmaya kalkışırsa...
Ne bileyim, ağlarsa uzak bir coğrafyada bir kadın,
sunarsa bedenini tanımadığı yabancıya
ya da gözleriyle çığlık atarsa bir erkek oturduğu kaldırımın kenarında,
yanarsa tüm yağmur ormanları insanlığın onursuzluğuna,
tanrı da katarsa gözyaşını bu sonsuz umutsuzluğa...
Suyun altında nefes almaya çalışırsan mesela, yaşamak gibi;
yine görünmüşse camdan yapılmış bir şişenin dibi,
ne dili kalır aşkın ne de matemi...
İçindekiyle dışındaki birbiriyle örtüşmezken,
birbirine aşık iki dudak öpüşmezken,
bulutsuz bir gökyüzünde hiçbir yıldız gözükmezken mesela
nefesi daralır bir şairin.
Kendisi olur önce, sonra sen olur, o olur, bir başkası olur;
sırayla herkes olur kendisini bulmak için.
Bana biraz umut verin, gerisini ben hallederim."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





